Telefonsuz yaşayamayanlara uyarı! Şikayetler artıyor « Külliyet

29 Kasım 2021 - 00:40

Telefonsuz yaşayamayanlara uyarı! Şikayetler artıyor

Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, “Ellerde, kollarda görülen ağrı, uyuşma, karıncalanma ve yorgunluk gibi şikayetlerle polikliniklere başvuran hastaların sayısı her geçen gün artıyor” dedi.

Telefonsuz yaşayamayanlara uyarı! Şikayetler artıyor
Son Güncelleme :

10 Kasım 2021 - 23:59

Ellerde görülen ağrı ve uyuşmanın temelinde birçok neden yatabileceğini belirten Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, “Ellerin duyusunu ve kasların hareketlerini sağlayan sinirlerin belirli bölgelerde baskıya maruz kalarak sıkışması bu şikayetlere sebep olan temel nedenlerden biridir” diye konuştu.

 “Kollarda görülen yorgunluk ve ağrının genelde yorgunluğa bağlı olduğu düşünülse de başka hastalıkların habercisi olabilir” diyen Ortopedi ve Travmatoloji Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, ellerde ve kollarda görülen ağrılar hakkında önemli bilgiler verdi.

“BÖBREK YETMEZLİĞİ, DİYABET, TİROİD HASTALIKLARI…”

Birtakım hastalığın el sinirlerindeki iç hacmi daraltarak sinirleri sıkıştırdığını aktaran Dr. Ünal, “Kollarımıza omurilikten 3 adet sinir uzanır ve bu sinirler parmaklarımıza ulaşana kadar belirli kaslara ve cilt bölgelerine dallar verirler. Bu esnada özellikle omuz, dirsek ve el bileği bölgesinde çeşitli tünellerin içinde ya da kas gruplarının arasında ilerlerler. Örneğin elimizin baş, işaret ve 3. parmağının duyusunu veren median sinir el bileğinden, tabanı el bilek kemikleri üzerinde kalın bir bağ ile kapalı olan karpal tünel içinden parmakları hareket ettiren tendonlar ile geçer. Bu tünelin iç genişliği sabittir ve genişleyemez. Bu sebeple böbrek yetmezliği, diyabet, tiroid hastalıkları, romatolojik durumlar, alkolizm, gebelik gibi yumuşak dokularda ödeme sebep olan her türlü durum tünel iç hacmini daraltarak tünelden geçen sinirin sıkışmasına, kan akımının, dolayısıyla beslenmesinin bozulmasına yol açar” dedi.

Dr. Ünal, “Bu durumda sinirdeki elektrik akımı yavaşlar dolayısıyla his kusurları, kaslarda güçsüzlük, yorulma ve kramplar baş gösterir. Aynı durum diğer ikisi olan radial ve ulnar sinir içinde geçerlidir. Bu sinirlerde kol, dirsek, ön kol ve el bilekte çeşitli bölgelerde sıkışarak belirli semptomlar verirler. Biz hekimler hastanın şikayetleri, uğraşıları, yaptığı sporlar ve çalışma düzenlerini sorgulayarak hangi sinirin hangi bölgede etkilendiği hakkında fikir sahibi oluruz. Takiben yapılan fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile sinir iletim hızını ölçen EMG testi ile de tanı koyarız” ifadelerini kullandı.

İlk üç parmağın duyusunu sağlayan median sinirin en çok sıkıştığı bölgenin el bileği olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, “Latince Carpus olarak adlandırılan el bileğini oluşturan kemikler avuç tarafında kalın bir bağ ile birbirine bağlanarak karpal tüneli oluşturur. El parmaklarımızı oynatan tendonlar ve yine baş, 2. ve 3. parmakları uyaran median sinir birlikte bu tünelin içinden geçer. Özellikle masa başı çalışan sürekli klavye ve mouse kullanan ofis çalışanları ile bisiklet sporcularında tünelin sürekli bası altında kalması ya da parmakların sürekli çalışması gereken işlerle uğraşan ev hanımları, temizlik işçileri, ağır işte çalışanlar da mekanik olarak sinir bası altında kalabilir” dedi.

Böbrek hastalıkları ve romatolojik hastalıklarda dokuların ödemlenmesi ve şişmesi tünel içi basıncı arttırarak sinirin sıkışmasına ve kan dolaşımının bozulmasına yol açabileceğini ekleyen Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, “Baskı altında kalan sinirde basının derecesine bağlı olarak şikayetler aniden başlayabildiği gibi zamanla hafiften şiddetliye doğru ilerleyebilir. Bir sinirin sıkışması sonrasında ilk etkilenen daha ince yapılı olan duysal liflerdir. Bu sebeple öncelikle ellerde uyuşma, karıncalanma ve ağrı gibi duysal şikayetler başlar. Bası devam ettiği sürece zamanla motor liflerde etkilenecek ve kaslarda erime, güç kaybı ve hareket kısıtlılığı kendini gösterecektir. Böylece kronik hastalarda ellerinden objeleri düşürme, beceriksizlik, daha önce rahatlıkla yaptıkları el becerilerinde yavaşlama izlenecektir. Bu hastalarda şikayetler özellikle geceleri uykudan uyandıran uyuşma ve ağrı, sabahları kalkınca ellerde görülen hareket kısıtlılığı ve yine uyuşmalardır” açıklamasında bulundu.

Kubital tünel sendromu ikinci sıklıkta görülen sinir sıkışması tipi olduğunu vurgulayan Dr. Ünal, “Günümüzde bu tip sinir sıkışmasının bir diğer sebebi ise uzun süre akıllı telefonlar ile meşgul olmaktır” dedi. Ünal, kubital tünel sendromunun nedenlerini şu sözlerle açıkladı:

“Üst ekstremitenin bir diğer siniri olan Ulnar sinirin dirsek iç kısmındaki bir tünelden geçerken sıkışması sonucu oluşur. Ulnar sinir tünel içinde farklı anatomik yapılar tarafından basıya mağruz kalabilir. Özellikle dirsekler kıvrık pozisyonda uzun süre masa başı çalışanlarda gördüğümüz bu sıkışma tipinde hastalar 4.5. Parmaklarda uyuşma ön kolun ve dirseğin iç kısmına yayılan ağrı ile polikliniğimize başvururlar. İleri safhalarda bu hastalarda özellikle baş ve 2. Parmak arasındaki perde kaslarından erime ayrıca 4.5. Parmaklarda pençeleşme deformitesi dikkat çeker.   Yine dirseklerin bu şekilde uzun süre kapalı kalması Ulnar sinir üzerinde baskı ve gerginlik yaratarak yüzük ve serçe parmaklarda uyuşmalara yol açmaktadır.”

Üst ekstremitenin 3. büyük siniri olan radial sinirin temel görevi el bileğimizi, başparmak ve diğer parmaklarımızı yukarı kaldıran kas gruplarını uyarmaktır. Duyusal olarak ise elimizin sırt bölgesinin hissini verir” diyen Dr. Ünal, “Günlük hayattaki aktivitelerimiz ile çok nadir görülen radial sinir sıkışmalarında ise hastalar genellikle el bilek, başparmak ve diğer parmakları yukarı kaldırmada güçsüzlük ya da tam fonksiyon kaybı ile başvurular. Bu tip sıkışmaların temel nedenleri arasında humerus denen kol kemiğinin kırığı veya dirsek kırıkları gibi ağır travmalar olmakla birlikte sinirin anatomik yolu boyunca belirli bölgelerde darbelere maruz kalmasıdır. Bir diğer sebep ise el bilekte takılan saat bilezik gibi objelerin siniri sıkıştırmasıdır. Burada şikayetler duysal dalı ilgilendirir ve özellikle el bileği üzerinde yanma şikayeti ile kendini göstermektedir” diyerek önemli uyarılarda bulundu.

Ağrı şikayeti ile doktora başvuran hastaların hikayesi, yaptığı işi, günlük yaşantısı hakkındaki bilgilerin sinir sıkışmasının varlığı hakkında ipuçları verdiğini söyleyen Ünal, “Hastanın açıklamalarından sonra yapılan fizik muayenesinde özellikle sıkışmanın olduğu bölgelerde hafifi parmak vurmalarıyla oluşan elektriklenmeler, sinir duyu bölgesi boyunca karıncalanma ve his kusurları, bazı bölgelerdeki kas  erimeleri, çöküntüler ve bazı hareketlerin yapılamaması sinir sıkışmalarının tipik bulgularıdır” dedi.

Tanı yöntemleri hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, “Tanı çoğu zaman fizik muayene ile konulabilse de EMG dediğimiz sinir iletiminin hızını, kasların uyaranlara cevabını değerlendiren bir test yöntemi ile tanı pekiştirilmektedir. Bu test bize sinir hasarının şiddeti hakkında sayısal değerler verecek ve hafif, orta ve ağır olarak sınıflandıracaktır. Nadir durumlarda sinire bası yapabilecek patolojik oluşumlardan şüphe duyabiliriz. Böyle bir durum varlığında ise röntgen, MR ya da tomografi gibi tetkiklerde istemek gerekebilmektedir” diye konuştu.

Sinir sıkışması tanısı konulan hastalarda sıkışmanın şiddetine göre tedavi planlaması yapıldığını söyleyen Doç. Dr. Mehmet Bekir Ünal, sıkışmaların derecesine göre tedavi yöntemlerini şu şekilde açıkladı:

“Hafif derecedeki sıkışmalarda aktivite modifikasyonu, ellerin ergonomik pozisyonlarda kullanılması, istirahat, sıkışan sinirin çeşitli ortezler veya ateller ile hareketsiz pozisyonda tutulması gibi konservatif yöntemlerle birlikte antienflamatuar ilaç ve vitamin alınması tedavide kullandığımız yöntemlerdir. Orta ve ağır derecedeki sıkışmalarda ise sinir ileti hızının belli seviyenin altında olması, motor sinirlerin etkilenmiş olması gibi durumlarda eşlik ediyorsa cerrahi tedavi seçeneklerine başvurulmaktadır. Cerrahi olarak yapılan işlemler sinire bası yapan anatomik yapıların kapalı veya açık cerrahi yöntemler ile kesilerek sinirin gevşetilmesini sağlar. Bazı durumlarda sinir var olan anatomik pozisyonundan başka bir pozisyona alınabilir. Bazen de sinire bası yapan kitle, kist ya da tümör gibi patolojik oluşumlar cerrahi olarak çıkartılarak sinir üzerindeki bası ortadan kaldırılır. Gebelik sırasında vücutta biriken ödem sebebiyle oluşan sinir sıkışmalarında ise şikayetler doğum sonrasında vücutta biriken ödemin gitmesiyle birlikte kendiliğinden büyük oranda geçmektedir.”