Külliyet

Share on facebook
Facebook - Haberi Paylaş
Share on twitter
Twitter - Haberi Paylaş
Share on whatsapp
WhatsApp - Haberi Paylaş
Share on print
Haberi Yazdır

Haliç Kongre Merkezi’nde “Türkiye’nin Markaları” özel oturumu gerçekleştirildi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde (Stratcom Summit '21), Türkiye'nin Otomobili, THY ve İstanbul Havalimanı'nın markalaşma vizyonu ve hedefleri ele alındı.

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirvede, “Türkiye’nin Markaları” özel oturumu gerçekleştirildi.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, oturumda yaptığı sunumda, tüm dünyada oyunun kurallarının değiştiğini ve teknolojinin artık hayatın her alanında ilerlemesiyle insanlara ilave bir konforu da beraberinde getirdiğini dile getirdi.

Yola, “otomobilden fazlası” sloganıyla çıktıklarını anımsatan Karakaş, “Çünkü otomobilin bir yaşam alanına dönüşeceğini biliyoruz, görüyoruz. Tüm teknolojiyle beraber artık otomobili kullanmaya odaklanmayacak isek o zaman evinizde neler yapabiliyorsak ofisimizde, iş yerimizde neler yapabiliyorsak aracın içerisinde de yapabileceğiz. O nedenle bu akıllı cihazın dönüşümü, bizim yola çıkış noktamızdaki temel motivasyonumuz.” ifadelerini kullandı.

Verilerin sektöre ilişkin kar havuzlarının değiştiğine işaret ettiğini aktaran Karakaş, bu nedenle herkesin bu dönüşümde yer almak istediğini söyledi.

Eskiden olduğu gibi büyük bir maddi sermayenin bu yarışta çok fazla bir öneminin olmadığını ifade eden Karakaş, “Entelektüel sermayenin ve bilgi birikiminin, bu bilgi birikimini hızlı bir şekilde, çevik bir şekilde kullanıcıları ve kullanıcıların beklentileri doğrultusunda çözümlere dönüştürülmesinde bir marifet var ve bunu yapabilen şirketler çok daha hızlı bir şekilde bu işi başarabiliyorlar.” diye konuştu.

TOGG’un hedeflerine değinen Karakaş, “Hedefimiz sadece bir otomobil yapmak değil. Fikri ve sınai mülkiyeti tamamıyla ülkemize ait olan, bir küresel marka, dünyada rekabet edebilecek bir marka ortaya çıkarmak…Bunu yaparken teknolojinin mobilite ekosistemine dönüştüğü bir ortamda, Türkiye’nin mobilite ekosisteminin çekirdeğini de oluşturmak… Tamamını yaparız demiyoruz, öyle bir iddiamız yok ama çekirdeğini kurup hızlı bir şekilde gelişmesini sağlayacak bir yapıya kavuşturmak istiyoruz. Bunu yaparken bizim gerek şirketimizin hissedarlarının yapısı, gerek bu yolculukta ihtiyaç olacak yetkinliklere hissedarlar tarafından sahip olunması yine bizim güç aldığımız konulardan bir tanesi.” ifadelerini kullandı.

Yerlilik konusunun da bu anlamda ikinci önemli bir hedef olduğuna dikkati çeken Karakaş, şunları kaydetti:

“Biz yüzde 51’i söz verdik kendimize, ülkemize ve yüzde 51’le başlıyoruz. 60 senedir ülkemizde otomobil üreten şirketler var, hafif ticaret araç üreten şirketler var. Sanayi Bakanlığı web sitesine girdiğimiz zaman bu rakamların yüzde 20, yüzde 65’ler seviyesinde değiştiğini görüyoruz. Dolayısıyla ‘Bu iyi bir rakam mıdır?’ derseniz evet bu oldukça iyi bir hedeftir, iddialı bir hedeftir ve biz bunu yaparken aynı zamanda Türkiye’deki iş ortaklarımızla beraber yeni dünyaya hazırlanıyoruz ve yeni dünyayı beraber dönüştürmek için alt yapıyı tamamlıyoruz.”

Marka yolculuğu noktasında gerekli pazar araştırmalarını da yaptıklarını, hedef kitlesinin bilinçaltı beklentilerinin araştırıldığını aktaran Karakaş, bunun sonucunda da kendine özgü güçlü bir marka DNA’sının ortaya çıktığını sözlerine ekledi.

THY Kurumsal İletişim Başkanı Mert Dorman ise salgın döneminde birçok hava yolunun uçuşlarının durduğunu ve operasyonlarına ara verdiğini ancak THY’nin salgın döneminde de seferlerine devam ederek ve yeni uçuş noktaları açarak büyümesini sürdürdüğünü dile getirdi.

THY’nin bugün 23 kargo ve 350 yolcu uçağıyla toplamda 373 uçaktan oluşan büyük bir filoya sahip olduğunu vurgulayan Dorman, “Bugün itibarıyla dünyada 9. en büyük filoya sahip havayolu şirketiyiz. Bu noktada İstanbul’un merkezi konumu çok büyük bir avantaj oluşturdu.” dedi.

Dünyada hava trafiğinin durduğu, uçakların yere indiği bir dönemde kargonun daha fazla öne çıktığını belirten Dorman, “Turkish Cargo markamız hem dünyanın her yerine sosyal sorumluluk anlamında aşılar, ilaçlar taşırken aynı zamanda kargo taşımalarına devam etti. Tabii ki de aldığımız farklı kararlar, vizyoner kararlar sayesinde biz artık yolcu uçaklarında da kargo taşımaya karar verdik. Pandemi dönemindeki bu büyük talebi yolcu uçaklarımızı kargoya dönüştürerek sağlamış olduk. Dünyada pazar payını arttırarak dünyanın ilk beş kargo havayolu şirketi unvanını kazanmış olduk. 2023 hedeflerimiz doğrultusunda biz Turkish Cargo şirketimizi dünyanın ilk üç kargo hava yolu şirketi yapma vizyonuyla, hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.” dedi.

THY’nin marka değerini arttırmak için dünyanın çeşitli ülkelerinde büyük yatırımlar, büyük sponsorluklar yaptıklarını kaydeden Dorman, THY’nin global marka bilinirliğinin 2019 sonuçlarına göre yüzde 66 seviyesinde olduğunu bildirdi.

Dorman, THY’nin iletişimini salgın döneminde de güçlü şekilde sürdürdüğüne dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Salgından en çok etkilenen sektörlerden birinde faaliyet gösteren Türk Hava Yolları olarak salgında iletişimimize devam ettik. Sosyal medyanın gücünü daha fazla kullanarak aslında iletişimimizi hiç kesmedik ve bu sayede şu an halen dünyada bilinen ikinci en büyük marka durumundayız. Tabii ki de yatırımlar devam etmekte. İletişimle ilgili yaptığımız çalışmaların büyük katkısı var.”

İGA Havalimanı İşletmesi AŞ İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu da yaptığı sunumda markalaşma da tasarımın önemine ve İstanbul Havalimanı’nın markalaşma sürecine değindi.

Teknolojik güç, ekonomik güç, siber güç ve yumuşak güç gibi farklı alanlarda ülkelerin, ulusların rekabet etiğini belirten Kalyoncu, şunları aktardı:

“Burada şirketlerin, markaların, kurumların çok önemli bir yönü var. Amerikan şirketlerinin, Amerikan devletine kattığı yumuşak güç, kazandırdığı yumuşak güç ve Amerikan bakış açısının insanlarda yer tutmasını sağlamasının ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Starbucks’tan, Tesla’ya, Ford’tan, McDonalds’a…Bunların hepsi özel şirketler. O yüzden Türk müteşebbislerinin, markalarının Türkiye’ye yumuşak güç kazandırmasını çok önemli bir misyon olarak görüyorum. Biz de bu misyonla sadece bir altyapı projesi inşa ettiğimizi hiçbir zaman düşünmedik. Bizim amacımız Türkiye’nin uluslararası havacılık ve altyapı alanında bir yumuşak güce sahip olmasıydı.”