Aşkın Gücünü Kanıtlayan Albüm: After Hours

Bu haber 25 Mart 2020 - 20:36 'de eklendi ve 0 views kez görüntülendi.

”Kâinatın ufalıp bir varlıktan ibaret kalması, tek bir varlığın genişleyip tanrıya kadar erişmesi; işte aşk budur.”

Victor Hugo

Aşk, şimdiye kadar dinlediğimiz The Weeknd yapımlarında en çok rastladığımız tema oldu. Duygulardan beslenen bir sanatçı olan Abel, bunu hep çok iyi altyapılarla gerçekleştirdi. Hissettiklerini çekinmeden sanatına yansıtan müzisyenin bu son albümü ise aşk acısı üzerine kurulu.

Son 5 yılda yaptığı işbirlikleri ve verdiği konserler sayesinde sanatçının hayran kitlesi katlanarak arttı. Dinleyicinin kendi yaşantısından bir şeyler bulduğu bu şarkıların en eskileri bile günümüzde popülerliğini korumaya devam ediyor. Özel hayatıyla da fazlasıyla gündeme gelen sanatçının çıkaracağı bu albüm, dolayısıyla daha çıkmadan çokça beklenti yaratmıştı bile.

Hem retro hem fütüristik olmayı başararak zamansız olan bu albümde, zamana yayılan tek şey kırık bir kalbin yankıları. Şimdi biraz daha derine inelim ve bakalım; aşk, insana neler yaptırabilir…

Alone Again

Albümün giriş şarkısı: ”Yine Yalnız”. Böyle bir albüme başlamak için muhteşem bir şarkı. Çaresizliğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Şarkının ilk yarısında duyduğumuz parıldayan synthesizer üzerindeki acı dolu ses; ne yaptığını ve yapacağını bilmeyen bir adamın sesi. Pusulasını kaybetmiş, Vegas’ı evi bellemiş ama düşüncelerinden hiçbir şekilde uzaklaşamamış bir ses.

Take off my disguise
I’m living someone else’s life
Suppressing who I was inside
So I throw two thousand ones in the sky
Together we’re alone
In Vegas, I feel so at home

Şarkının ikinci yarısı yaklaşırken bridge (köprü) arası veriyor ve agresif bir şekilde davullar eşlik etmeye başlıyor. Bu agresiflik birden ortaya çıkan bass ve synthesizer’ın ani değişiminde de görülüyor. İkinci yarı için duygu değişimini belirleyen bu çizgilere yine çaresizlik ve bilinmezlik eşlik ediyor.

Call me up and I’ll send for you
Take me down to your altitude
I don’t know if I can be alone again
I don’t know if I can sleep alone again

Too Late

Temposu ilk şarkıya göre daha yüksek olan bu şarkıda Abel adeta suçlu olduğunu itiraf ediyor. Şarkının prodüksiyonu, My Dear Melancholy EP‘de yer alan Wasted Times’a benziyor.

I let you down, I led you on
I never thought I’d be here without you
Don’t let me drown inside your arms
Bad thoughts inside my mind
When the darkness comes, you’re my light, baby
My light, baby, my light when it’s dark, yeah
I’m too high, baby, too high, baby
‘Cause I know right now, that I lost it

Hayal kırıklığına uğrattığının farkında olarak, sevgilisinin yokluğunda ışığının olmadığından bahsediyor. Farkında olduğu bir diğer gerçek ise artık her şey için çok geç olduğu.

It’s way too late to save our souls, babe, yeah 
It’s way too late, we’re on our own
I made mistakes, I did you wrong, babe, yeah 
It’s way too late to save my—

Prodüksiyon olarak albümün en iyi işlerinden biri olan bu şarkıda Ricky Reed, DaHeala, Illangelo ve The Weeknd işbirliği var.

Hardest To Love

Bu şarkıda ana akım pop müzikte duymaya alışık olmadığımız bir tür benzerliği var. Şarkıdaki davullar electronica adlı janr’da bol bol duyduğumuz biçimdeler.

But I’ve been the hardest to love
You’re tryna let me go, yeah
And I can see it, I can see it
I’ve been the hardest to love
It’s hard to let me go, yeah
And I can feel it, I can feel it 

Electronica tınılarıyla beraber albümün geneline yayılan nostalji havasını bu şarkıda sezmek çok da zor değil. Sivri kenarları olduğunu kabul eden ve yaptığı hataları kabullenen Abel bu şarkıda çok iyi bir iş çıkarmış.

I can’t, can’t believe you want me
After all the heart breaks, after all I’ve done, oh-oh-oh 
No, I can’t, can’t believe you trust me (Trust me)
After all the rough days, you still call me up

Scared To Live

Komplike olmayan bir altyapı ve çok ustaca kullanılan vokaller. Bu şarkıyı ilk olarak Saturday Night Live‘da henüz albüm yayınlanmadan önce duymuştuk. Bazı dinleyicilere göre oradaki canlı performans, stüdyo kaydından daha iyi.

I know things will never be the same
Time we lost will never be replaced
I’m the reason you forgot to love

Bu şarkı bütün yaşanılanların ardından eski sevgilinin yokluğunun kabullenmesi, hayatına devam etmesini istemesi üzerine kurulu.

So don’t be scared to live again
Be scared to live again
No, don’t be scared to live again
Be scared to live again

Snowchild

Bu albümün beni en çok heyecanlandıran şarkısı… Geleneksel Hip-Hop stili ve yüksek lirikal kalite. Kariyerinin başlangıcında kullandığı o ünlü stili bu şarkıda görüyoruz: şarkı söylerek rap yapmak. Abel’in Mixtape zamanından sonra Tory Lanez ve 6lack gibi isimlerde gördüğümüz bu stil bu şarkının iskeletini oluşturuyor.

Altyapıda hiçbir gereksiz yükselme veya ekstra hareket görmüyoruz. Beat’in, sözlerin önüne geçmemesini sağlamak için yapılan eski ve klasik bir The Weeknd yöntemi.

Tema olarak Abel’in geçmişten bugüne yolculuğunu konu alan şarkıda çok fazla metafor var. Şarkının ismi ”Snowchild” da bunlardan biri.

Şarkının sözlerinin bir kısmını inceleyerek bahsetmek bu şarkı için kesinlikle yeterli olmaz, o yüzden buraya sözlere ulaşabileceğiniz linki bırakıyorum.

Escape From LA

Bu şarkının karanlık bir altyapısı var. John Carpenter‘ın kült filmiyle aynı adı taşıyan şarkıda Speed ve Constantine filmlerine de göndermeler var.

When you say that you need space, I give you space 
Girl, when you’re ready, you know where I stay
When it comes to all these hoes, I’ll never chase
But this world is such a, such an evil place

Eski The Weeknd tarzını gördüğümüz bu şarkıda çözümün Los Angeles’ın hızlı akan hayatından kaçmaktan geçtiğini söylüyor.

Well this place is never what it seems
Take me out LA
Take me out of LA
This place will be the end of me
Take me out LA
Take me out of LA, yeah

Heartless

2018′de yayınlanan Call Out My Name’den sonra duyduğumuz ilk yeni The Weeknd şarkısı: Heartless. Bu şarkıdaki sözler kendini beğenmiş, böbürlenen bir tarzda yazılmış.

Never need a bitch, I’m what a bitch need
Tryna find the one that can fix me
I’ve been dodgin’ death in the six-speed
Amphetamine got my stummy feelin’ sickly
Yeah, I want it all now
I’ve been runnin’ through the pussy, need a dog pound
Hundred models gettin’ faded in the compound
Tryna love me, but they never get a pulse down

Las Vegas’ta geçen şarkının klibinde Metro Boomin’i de görüyoruz. Uyuşturucu etkisinde olan ikili felekten bir gece yaşıyor.

‘Cause I’m heartless (Ooh)
And I’m back to my ways ’cause I’m heartless
All this money and this pain got me heartless
Low life for life ’cause I’m heartless
Said I’m heartless
Tryna be a better man, but I’m heartless
Never be a weddin’ plan for the heartless
Low life for life ’cause I’m heartless

Dıştan her şeyin çok güzel göründüğü fakat içine doğru ağlayan bu şarkı, Blinding Lights ile beraber albüm henüz çıkmadan bütün reklam yükünü omuzlayanlardan biri olmuştu.

Faith

Şarkının altyapısı o kadar iyi ki sözleri dinlemeyi düşünmüyorsunuz bile. Synthesizer ve bass tek kelimeyle muhteşem. Şarkının sonundaki enstrümantal değişim de bütün şarkıyı tamamlayıcı nitelikte.

Light a blunt up with the flame
Put that cocaine on a plate
Molly with the purple rain
‘Cause I lost my faith
So I cut away the pain, uh
Got it swimming in my veins
Now my mind is outta place, yeah, uh
‘Cause I lost my faith

Uyuşturucu bağımlılığı hakkında içini döken Abel, bütün bunları acısını dindirmek için yaptığından bahsediyor. Heartless ile benzerlik gösteren şarkının son kısmında sözlere eşlik eden siren sesleri ise detaycı ve güzel bir dokunuş olmuş.

I ended up in the back of a flashing car
With the city shining on my face
The lights are blinding me again
I ended up in the back of a flashing car
With the city shining on my face
The lights are blinding me again
I ended up, in the back of a flashing car

Blinding Lights

Albüm çıkmadan yayınlanan 2. single. Heartless klibinin bıraktığı yerden alıp devam ediyor. 80’ler esintileri ve elektronik dans müziği davulları bütün şarkıya hakim. Synthesizer riff’i ise gayet akılda kalıcı.

I look around and
Sin City’s cold and empty (Oh)
No one’s around to judge me (Oh)
I can’t see clearly when you’re gone

Yüksek tempolu olan bu şarkı albümün neredeyse bütün şarkıları gibi sevgilinin yokluğundan dem vuruyor. Aynı Heartless gibi yüksek tempoyla hem de.

I said, ooh, I’m blinded by the lights
No, I can’t sleep until I feel your touch

Şarkıda ünlü otomobil markası Mercedes-Benz ile işbirliği yapılmış. The Weeknd, klipte Mercedes‘in yeni elektrikli arabasını kullanıyor.

In Your Eyes

Max Martin, Oscar Holter ve The Weeknd‘in beraber çalıştığı mükemmel bir altyapı. Ağır ama boğmayan synthesizer, funky disco sound’lar ve sonradan eklenen tam yerinde bir saksafon.

I just pretend that I’m in the dark
I don’t regret ’cause my heart can’t take a loss
I’d rather be so oblivious
I’d rather be with you

Genel tarzına göre çok daha savunmasız olduğunu gösteren Abel, bu şarkıda adeta günah çıkartmış.

I tried to find love
In someone else too many times
But I hope you know I mean it 
When I tell you you’re the one that was on my mind

Bu şarkıyı dinlerken hareket etmemek gerçekten çok zor. Özlenilen disko tınılarını güncelleyerek çok kaliteli bir şekilde yeniden inşa etmiş.

Save Your Tears

Albümün en iyilerinden biri; hem lirikal hem müzikal olarak. Tek tek bakıldığı zaman fazlasıyla ağır enstrümantal sesler barındıran ama hiçbirinin içinde kaybolmayan ve homojen karıştıran bir şarkı olmuş.

Girl, take me back ’cause I wanna stay
Save your tears for another
I realize that I’m much too late
And you deserve someone better
Save your tears for another day
Save your tears for another day

Şarkının genelinde duyduğumuz ağır synthesizer ve clap efektine şarkının sonunda robot ses efekti eşlik ediyor.

Repeat After Me (Interlude)

Bu şarkıda çoğu dinleyicinin bilmediği bir detay var. Şarkının iki prodüktörü var. Bunlardan biri Tame Impala projesinden tanıdığımız Kevin Parker. Başlangıçtaki back vokallerde ve synthesizer kullanımında kendisini rahatça tanıyabiliyoruz.

Bu şarkı bir Interlude olduğu için lirikal bir derinliğe sahip değil.

It’s been too long, you changed up over time
Why you, why you gonna even try to hide?
It’s natural to find someone to treat you right
But it ain’t right if you fuck him out of spite
You don’t have to cry, girl, let me wipe your eyes
Your eyes, your eyes, your eyes
I promise you will always be mine
Oh-oh, just repeat after me

Bu ara parçanın albümün gerçek yıldızı After Hours’tan hemen önce yerleştirilmiş olması bence kesinlikle tesadüf değil.

After Hours

Bu şarkı bana göre sadece albümün en iyi şarkısı değil, The Weeknd’in de en iyi şarkısı olabilir. Abel’ın müzik kariyerinde yaptığı bütün iyi işlerin bir derlemesi gibi. Ne müzikal anlamda ne de lirikal yönde eksik veya oturmayan hiçbir şey yok.

Bu şarkıyla ilgili detaylı bir incelemeye buradan ulaşabilirsiniz:

After Hours: The Weeknd’in En İyi Şarkısı Olabilir Mi?

Until I Bleed Out

Albümün 14. ve son şarkısı. Diğer albümlerinde olduğu gibi hem giriş şarkısı hem de son şarkı çok ustaca. Bütün duygu yoğunluğunu konsantre bir şekilde 3 dakika 10 saniyeye sığdırmış.

Well, I don’t wanna touch the sky no more
I just wanna feel the ground when I’m coming down
It’s been way too long
And I don’t even wanna get high no more
I just want it out of my life
Out of my life, out

Korktuğundan bahseden ama neyden korktuğunu bilmeyen, normalleşmek isteyen ve artık rüyasında ‘o’nu görmek istemeyen The Weeknd, bu şarkıda anlatmak istediğini sadece sözlerle başaramamış. Sadece sözleri okumak şarkının toplam duygusunun sadece %5’lik kısmını anlamamızı sağlıyor. Altyapıda kullanılan bozuk sesler, tam yerinde kullanılan efektler, başlangıçtaki titrek sound ise şarkıyı gerçekten anlamamızı sağlıyor ve eşsiz bir parça haline getiriyor.

Bu şarkı The Weeknd albümlerinde dinlediğim en iyi outro.

İlk tanıtımlardan itibaren imaj değişikliği ve kullanılan görseller ile farklı bir albümün bizi beklediğini biliyorduk. Çoğumuz bu kadar radikal değişiklikler beklemiyordu. Kendi adıma bu değişikliklerin kötü olduğunu söyleyemem.

Bu albüm duygusal yönden; kederin, pişmanlığın ve aşk acısının hakim olduğu bir albüm. Yaşadıklarıyla beraber her yeni çıkardığı albümde The Weeknd’in sanatının biraz daha olgunlaştığını görebiliyoruz.

Kiss Land’te duyduğumuz prodüksiyon ve My Dear Melancholy’den alışık olduğumuz duygusal yoğunluğun bir karışımı bu albüm. Bu iki güzel albümün fazlasıyla synthesizer içeren ve eskiden duymaya alışık olduğumuz sound’larla birleşimi. Prodüksiyon derinliği olarak belki de şimdiye kadar Abel‘ın yaptığı en iyi albüm. Bu yönü diğer bütün albümlere göre çok daha komplike ve çalışması daha zor.

Albüm genelinde bakılırsa ilk dinleyişte tamamen yakalayacak, sarıp sarmalayacak bir albüm değil. Zaman isteyen, farklı duygu durumlarında dinlenerek hiç duyulmamış sesler ve sözlerin bulunabileceği bir albüm.

Kendi sırlarını içinde tutmaya devam eden bu albümle ilgili görüşlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

Müzik dinlemeyi ihmal etmeyin görüşmek üzere…

Kaynak: 1, 2, 3, 4,

Aşkın Gücünü Kanıtlayan Albüm: After Hours

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.